<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hürer Ebeoğlu &#8211; Küsurat Yayınları</title>
	<atom:link href="https://www.kusuratyayinlari.com/urun-etiket/hurer-ebeoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kusuratyayinlari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 23 Jan 2023 22:52:44 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.2</generator>

<image>
	<url>https://www.kusuratyayinlari.com/wp-content/uploads/2017/06/kusurat-fovicon.png</url>
	<title>Hürer Ebeoğlu &#8211; Küsurat Yayınları</title>
	<link>https://www.kusuratyayinlari.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir Cinayetin Kakofonisi</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/bir-cinayetin-kakofonisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2022 10:49:34 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9549</guid>

					<description><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: left;">Başlangıçlara dönmek, bir durumun ya da olayın cereyan ettiği ilk anı hatırlamak her zaman zordur. Detaylar birden siliniverir aklımızdan. “Öyle miydi? yoksa “Böyle miydi?” derken bambaşka ayrıntılarda boğulurken buluruz kendimizi çoğu zaman. Bu her zaman önem teşkil etmez, nasıl hatırladığımız bazen olayın kendisini solda sıfır bırakır, anlatmanın lezzetine varırız. Ama bu kez öyle olmayacak. Şimdi sözü Maral’a veriyoruz. O sabah neler oldu? Anlat Maral, sendeyiz!</p>
“<em>O sabah, altı aydır işsiz gezen birine göre iyi uyanmıştım aslında... Epey umutlu olduğum bir iş görüşmesine gidecektim. Kenardaki paramın suyunu çektiğini, kiramı iki aydır babamın yatırdığını, her açıdan rezil durumda olduğumu unutmuş gibiydim. Hazırlanırken zaman zaman ıslık bile çaldım. Trafiği hesap ederek evden çıkmam gereken saati belirledim. Son anda kaçan çorabım yüzünden üzerimi değiştirmek zorunda kalmasaydım zamanında çıkacaktım da... Neticede on dakikalık bir gecikme yaşandı. Farkı kapamak için merdivenlerden koşa koşa indim. Topuklu ayakkabılarım, sabah sessizliğinde apartmanı inletti. Yine de hız kesmedim. Bu tarz ayakkabılara alışık olmadığım için birkaç kez düşme tehlikesi geçirdim. Neyse ki kafamı gözümü kırmadan ulaştım menzile. Sokak kapısını açmak üzereyken Herkül’ü gördüm. Sepetinin yanında, yerde yatıyordu. Gözleri buz tutmuş gibi donuktu. Ağzından, beyaz mı sarı mı olduğunu tam kestiremediğim garip bir sıvı sızıyordu. Öldüğünü hemen anladım.</em>”

Bildiğiniz tüm cinayet romanlarını unutun! Her bir detay tek tek irdelenecek, mantar pano üzerinde minicik bir boşluk kalmamacasına doldurulacak, Herkül’ün artık hayatta olmayışına kim sebep olduysa bulunacak! <strong>Hürer Ebeoğlu</strong>’nun absürt mizahın renkleriyle bezeli kaleminden <strong>Bir Cinayetin Kakofonisi: Hakikatin peşinde</strong> eğlenceli bir apartman komedisi!]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Rüyaların Yazıldığı Yer</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/ruyalarin-yazildigi-yer-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Aksak]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 04 Jun 2021 08:04:59 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=7834</guid>

					<description><![CDATA[<em><strong>Her gün olduğu gibi bu sabah da akrebi, yelkovanı, zamanı ve önemi olmayan saatlerinin zili çalınca yataktan kendilerini sökerek kalktılar. Ayaklarını soğuk, yılanımsı terliklere sokarak uzun süredir kimsenin tatlı tatlı süzmediği suratsız suratlarını aynanın önüne koyup, çirkin dişlerini fırçaladılar. Hepsine birer vahşi batı hüznü boca eden enine çizgili Daltonumsu pijamaları düzgünce katlayıp dolaba koydular ve onlara birer nikâh töreni sıkıntısı iğneleyen gri takımlarının içini etleriyle, etleri tutan kemikleriyle doldurup çölün ortasında rüyaların yazıldığı yere doğru süresi belirsiz bir otobüs yolculuğuna çıktılar. Evet, onlar birer rüya yazıcısıydı ve Dünya gezegenindeki insanların rüyalarını yazıyordu…</strong></em>

Hepimiz rüya görürüz ve bunun çok da kafa yormadığımız birtakım sembollerle ilgili olduğunu düşünürüz. Mesela psikanalizin kurucularından Sigmund Freud’a sorsak bilinçdışına doğru çekmeye başlarız kürekleri. Çünkü ona göre rüyalar, sert dalgaların çarpıp aşındırdığı kayalar gibidir. Şimdi bir kenara bırakalım tüm bu metaforları. Ya birileri günlük yaşamlarımızı izleyip biraz paşa gönlünce biraz da kurallara göre yazıyorsa rüyalarımızı?

<strong>Hürer Ebeoğlu</strong> kalemini bambaşka bir evrene çeviriyor ve bizleri birbirinden orijinal rüya yazıcıları ile tanıştırıyor. <strong>Rüyaların Yazıldığı Yer </strong>absürd mizahın engin sularında sıradışı, biraz da mantıkdışı bir maceraya demir atıyor. İyisi mi siz en güzel yerinde kesilmeyen rüyalar için sayfaları çevirmeye başlayın!]]></description>
		
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
