<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Roman &#8211; Küsurat Yayınları</title>
	<atom:link href="https://www.kusuratyayinlari.com/urun-etiket/roman/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.kusuratyayinlari.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 Apr 2026 09:06:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.7.5</generator>

<image>
	<url>https://www.kusuratyayinlari.com/wp-content/uploads/2017/06/kusurat-fovicon.png</url>
	<title>Roman &#8211; Küsurat Yayınları</title>
	<link>https://www.kusuratyayinlari.com</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Beton</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/beton/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Dec 2025 18:58:35 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9611</guid>

					<description><![CDATA[Kaybolmak, bulunmaktan daha güvenli göründüğünde hayat başka bir şeye dönüşür. Nefes almak, bir yabancıdan alınmış borç gibi emanet durur. Yaşıyor gibi yaparak sürdürülmüş günlerin ağırlığında, insan bazen kendi bedenine sıkışır. Çünkü bazı evler en çok içimizde yıkılır. Bir çatlakla başlar her şey. Önce küçücük, fark edilmeyen bir çizgi… Sonra derinleşir, yayılır, hayatın bütün yüzeyini örter. Yusuf Reha Alp, Beton ile o çatlağın içinden sızan hikâyeyi fısıldıyor okurlarına.

<span style="color: #ff0000;"><em>Beton, suskun bir babayla, sorgulayan bir oğlun arasında kalan enkazın romanı.</em></span>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Vedayı Hak Etmiyor Muyuz</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/bir-vedayi-hak-etmiyor-muyuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Oct 2025 18:52:43 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9609</guid>

					<description><![CDATA[Hayatın en büyük ikilemleri bazen bir terapi odasında yaşanır: Gidenle birlikte “yok olup gitmek mi?” yoksa gidenin ardından “eski hayatın öldüğünü, yeni bir hayat doğurmak zorunda olduğunu” kabul etmek mi?

Gencecik karısı hayata veda ettiğinde zaman Levent için duruyor. İnsanlar günleri saymaya devam ederken, o aynı noktada kalıyor. Kelimeler boğazında düğümleniyor, artık sahip olamayacağı şeylerin bir “ihtimal” parantezinde ona veda edişi gözünden akamayan yaşlara karışıyor.

Terapi odasında koltuğa otururken mutluluğu yarıda kalmış bir hayatın yükünü taşıyor üzerinde: Ertelediği yas, söylenmemiş cümleler ve geri gelmeyecek bir sesin boşluğu. Ama odada yalnız değil. Uzun yıllar Amerika’da aldığı eğitimin ardından İstanbul’a dönen, evli, mutlu ve başarılı psikolog Sude. Terapi odasında konuşulan her cümle yalnızca danışanın değil, dinleyenin de yaralarına dokunuyor.

Sude’nin yıllar evvel kapandığını düşündüğü yaraları sızılarını hissettirirken bir bakış, bir kelime, bir tesadüf onu geçmişin özlem duyduğu günlerine davet ediyor bir kafede sabah kahvesini içerken. Bu karşılaşmada karşısındaki yabancı adamla hiç planlamadığı bir bağ kuruyor; adı yok, sınırları bulanık ama gerçek. İlmek ilmek kurduğu düzeni ile kalbinin karmaşası sessiz bir savaşta çarpışıyor ve o savaş, yalnızca onun bildiği, kimsenin göremediği bir alanın içinde.

Bir yanda yasın ağır sessizliği, diğer yanda adı konmamış bir bağın fısıltısı…
Bir psikolog, bir danışan. İki farklı hayatın birbirine çarpan yankılarında, aynı soru giderek büyüyor:
<h3><strong>Bir vedayı hak etmiyor muyuz?</strong></h3>
Klinik Psikolog Dr. İlke Kadıoğlu Sienkiewicz okurlarını bir danışan ile terapistin uzun, engebeli yollardan, sert kayalardan geçerek ferah limanlara ulaştığı iyileşme yolculuğuna davet ediyor. <strong>Bir Vedayı Hak Etmiyor Muyuz</strong> tutulmamış bir yasın ağır sessizliğinin ve gri alan ilişkilerinin belirsiz ayak izlerinin peşinde bir terapi kitabı.]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mahalleden Arkadaşlar</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/mahalleden-arkadaslar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 16 Mar 2025 09:03:46 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9594</guid>

					<description><![CDATA[Kurşunkalemleriniz hazırsa tozlu raflardan çıkardığımız kasetleri geri sarıyoruz. Hadi yine iyisiniz, söylediğiniz yalan açığa çıkana kadar keyfini çıkaracak vaktiniz var. Cep telefonunun yokluğu 90’lı yıllarda en çok haytalara yarıyordu doğrusu.

Küçükçekmece’de yılın en iyi çıkış yapan –o da tek seçenek olduklarından– alternatif çetesini sizin de tanımaya hakkınız var. Selçuk, Mete ve Serkan için haftanın her günü casual friday, her saati happy hour. Kalifiye kelimesine sözlüklerde bile rastlayamayacak çetenin akıllara zarar azılı bir düşmanı var. Slim fit, bacak boyu rakibinin boyuna eş, mahallenin bitirim oğlanı, çete reyisi İsmet’e karşı kas gücünü yalnız oyunda aduket çekerken gösterebilen, hamur işi bağımlısı, çetesini doyurayım derken genç girişimci olup çıkan Selçuk!

Düğün Dernek, Çalgı Çengi, Kardeş Payı, İşler Güçler gibi unutulmaz dizi ve filmlerin yaratıcısı <strong><a href="https://www.kusuratyayinlari.com/yazarlarimiz/selcuk-aydemir/">Selçuk Aydemir</a></strong>; dokuz yaşında ana babasının sınavı olan muzip çete reyisinin yaz tatiline konuk ediyor bizi.

Trene kaçak binenlerin, ilk evini beyaz eşya kartonlarından inşa edenlerin, Ninja Kaplumbağalar’dan kendine hep Donatello’yu seçenlerin, evcil hayvan niyetine renkli civciv besleyenlerin, 999999 oyunlu sanılan ama içinde taş çatlasa on oyun olan kara kutuların yıllarına gidiyoruz. Evet, birlikte gideceğiz bir itirazınız yoksa. “Bugün benimle hazırlanıyorsunuz,” diye emrivaki yapanlarla hazırlanmayı bilirsiniz ama. Bizim mahalleye de geliverin, pişman olmazsınız.

<strong>Mahalleden Arkadaşlar</strong>’ı dışarıda, toplu taşımada, kamusal alanda okurken dikkatli olun; milleti korkutmayın, üstünde birtakım harfler yazan sayfalara bakıp kahkaha atanlardan insanlar ürkebilir.]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Esir Şehre Dönüş</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/esir-sehre-donus-ezgi-yavuz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Jan 2023 22:46:50 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9555</guid>

					<description><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: left;">Tarihin tozlu sayfaları arasında gezinmek heyecan verici olduğu kadar hüzünlüdür. Göğsümüzü kabartan anların yanında birer gözyaşı damlası gibi kalıverir hazin öyküler. Sayfaları çevirdikçe tarihle birlikte hakkıyla yaşanamamış ömürler de dökülür satır aralarından. Kütüphanede basın tarihi araştırması yapan genç, modern kadın bu satır aralarında tesadüf etti Osmanlı zabiti Mehmet Ali Üsteğmen’e. Üsteğmenin intiharının yer aldığı gazete haberini okurken içindeki hüzün zembereğine bir kesik atıldı sanki. Bir ihtimal olsa, oraya gidebilse Üsteğmen’e anlatabilse diye düşündü. Kurtuluşa az kaldığını, memleketine ve esir şehrin insanlarına yapılanların yakında şanlı bir mücadeleyle son bulacağını anlatabilmek istedi. “Keşke!” demesi yeterliydi, kolundaki saatin akrebi geriye akarken kendini 1920 yılında buldu. Kendi ismini seçen bu modern kadın, Asiye artık hiç bilmediği bir zamanda, hiç tanımadığı insanlarla bir aradaydı! <a href="https://www.kusuratyayinlari.com/yazarlarimiz/ezgi-yavuz/">Ezgi Yavuz</a>, <strong>Esir Şehre Dönüş</strong> ile 1920 yılına sıkışıp kalan bir genç kadının hikâyesine davet ediyor okurunu. Osmanlı Kadın Hareketi, şifacı ve bakıcı kadınlar bu kitapta başrolde! Satır aralarında kalmış kadın tarihi bu kez bambaşka bir bakışla sizlerle…</p>
<p class="p1" style="text-align: left;"><em>Umutsuzlukla savaşanlara ve direnen kadınlara…</em></p>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Cinayetin Kakofonisi</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/bir-cinayetin-kakofonisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Dec 2022 10:49:34 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9549</guid>

					<description><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: left;">Başlangıçlara dönmek, bir durumun ya da olayın cereyan ettiği ilk anı hatırlamak her zaman zordur. Detaylar birden siliniverir aklımızdan. “Öyle miydi? yoksa “Böyle miydi?” derken bambaşka ayrıntılarda boğulurken buluruz kendimizi çoğu zaman. Bu her zaman önem teşkil etmez, nasıl hatırladığımız bazen olayın kendisini solda sıfır bırakır, anlatmanın lezzetine varırız. Ama bu kez öyle olmayacak. Şimdi sözü Maral’a veriyoruz. O sabah neler oldu? Anlat Maral, sendeyiz!</p>
“<em>O sabah, altı aydır işsiz gezen birine göre iyi uyanmıştım aslında... Epey umutlu olduğum bir iş görüşmesine gidecektim. Kenardaki paramın suyunu çektiğini, kiramı iki aydır babamın yatırdığını, her açıdan rezil durumda olduğumu unutmuş gibiydim. Hazırlanırken zaman zaman ıslık bile çaldım. Trafiği hesap ederek evden çıkmam gereken saati belirledim. Son anda kaçan çorabım yüzünden üzerimi değiştirmek zorunda kalmasaydım zamanında çıkacaktım da... Neticede on dakikalık bir gecikme yaşandı. Farkı kapamak için merdivenlerden koşa koşa indim. Topuklu ayakkabılarım, sabah sessizliğinde apartmanı inletti. Yine de hız kesmedim. Bu tarz ayakkabılara alışık olmadığım için birkaç kez düşme tehlikesi geçirdim. Neyse ki kafamı gözümü kırmadan ulaştım menzile. Sokak kapısını açmak üzereyken Herkül’ü gördüm. Sepetinin yanında, yerde yatıyordu. Gözleri buz tutmuş gibi donuktu. Ağzından, beyaz mı sarı mı olduğunu tam kestiremediğim garip bir sıvı sızıyordu. Öldüğünü hemen anladım.</em>”

Bildiğiniz tüm cinayet romanlarını unutun! Her bir detay tek tek irdelenecek, mantar pano üzerinde minicik bir boşluk kalmamacasına doldurulacak, Herkül’ün artık hayatta olmayışına kim sebep olduysa bulunacak! <strong>Hürer Ebeoğlu</strong>’nun absürt mizahın renkleriyle bezeli kaleminden <strong>Bir Cinayetin Kakofonisi: Hakikatin peşinde</strong> eğlenceli bir apartman komedisi!]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eksik Bir Şey mi Var?</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/eksik-bir-sey-mi-var-irem-yasar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[fezasanat]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Sep 2022 21:19:56 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9533</guid>

					<description><![CDATA[<p class="p1" style="text-align: left;">Dünyanın geri kalanını bir kenara koyup gösterişsiz bir yaşamın hakiki lezzetini alabilmek zor bir meziyettir. Hele modern zamanlarda… “Nerede o eski komşuluklar?” diye iç geçirir; yan yana binalarda oturan insanların birbirlerinden kilometrelerce uzak olduğu bu yorucu zamanlardan sıyrılabilmek mümkün mü diye düşünürüz. İyi şeylerin çok geride kaldığına, her şeyin “umutsuzluk” etiketiyle ambalajlandığına inanırız çoğu zaman. İşte tam da bu zamanların aksinin mümkün olduğunu ispatlayan, musluğundan bardak bardak muhabbetin aktığı bir semaverin etrafında kümelendiğimiz, gerçek dostluğun lezzetini alabilmek için dünyayı gezmek zorunda olmadığımız bir yolculuğa davet ediyoruz sizi.</p>
<p class="p1" style="text-align: left;"><b>İrem Yaşar’ın</b> çok sevilen kaleminden <b>Eksik Bir Şey mi Var?</b> ne kadar beklenmiş olursa olsun sonunda kavuşmak varsa geç kalınmış sayılmayacağının, eksikleri sevgiyle onarmanın nazenin bir kanıtı. Her şeye rağmen bu dertli dünya saksısında rengârenk çiçeklerin de açabileceği ihtimaline meftun olanların kitabı. Aynı sokağın iki ucunu paylaşmayı, her gün aynı kaldırımda karşılaşmayı hüzünlü hayatların tesellisi sayan güzel yürekleri insanların hikâyelerini okurken yüzünüzden tebessüm eksik olmayacak!</p>
<p class="p4" style="text-align: left;"><b><i>“Seni beklemek dünyanın en güzel bekleyişiydi. Hem insan bir şeyin sadece iyi yönlerini sevmez ki... Olumsuzluklarını da sever. Zorluklarını da sever. Kusurlarını da sever. Zaten kusurların ta kendisidir o sevgiyi güçlendiren şey.”</i></b></p>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutursam Geçer Belki</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/unutursam-gecer-belki-inci-busra-aksak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Aksak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 09:28:42 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9491</guid>

					<description><![CDATA[Çift kaşarlı tostumu afiyetle yedim ve altı senelik hayatımdaki bütün yaşanmışlıkları tak diye kafamdan sildim. Zihnimde hatıralarımın kayıtlı olduğu kasetleri yakarken pişman olma ihtimalimi hiç hesaba katmadım, öyle bir gözü karalık bendeki.
<p style="text-align: center;">CıZZzZ!</p>
Cızır cızır gürültü yapması yetmiyormuş gibi bir de beynime karıncalı görüntüler bırakan bu bıyıklı adamın kusuruna bakmayın, unutma sözü verirken kasetleri bir güzel hırpalamışım. Unutursam geçer... Belki!

Anne güvercinimin sıcak koynunda keyif çatarken maaile yaptığımız son pikniği hatırlıyorum:
Nihilist teyzem, beyaz atletiyle ızgara ateşi yelleyen eniştesini eleştirip aşk istesin ya da bekâr bir ölüm! Anneannem aşk arayan teyzeme birtakım tuhaf sözcüklerle kızadursun. Hangi güreş müsabakasını andığını tahmin edemeyeceğimiz dedem, asabi suskunluğunu hiç bozmasın. Huyu kurusun! Ailenin en güzel genlerini toplayıp hepimizin hakkını yiyen serseri dayım da yok galiba, kayboluşlarının haber değerinin kaldığı söylenemez. Annem, teyzeme “Nesi varmış eniştenin?” diye gücensin. “Enişte”nin hiçbir şeyi yok anne çünkü artık enişte yok.

İnci Büşra Aksak; kayıp ve ayrılıkların bıraktığı yaraları unutarak saracağına inanan haşarı bir kız çocuğunun gözünden büyülü bir evrene konuk ediyor bizi. Unutursam Geçer Belki, çocuk tarafınızı kıkırdatırken büyümek zorunda kalan yanınıza gözyaşartıcı damlalar armağan edecek.

<em>Evet, dünyaya gelmek çocukların annelerinden aldığı ilk tehdittir ve en az ıspanak yemeği kadar tat kaçırıcı bir eylemdir; üstelik ikisini de önünüze koyarken fikrinizi soran olmaz. Hepsi bitecek! Anladık, bitecek, başka çare mi var?</em>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Unutursam Geçer Belki</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/unutursam-gecer-belki/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Aksak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jun 2022 09:22:59 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=9490</guid>

					<description><![CDATA[Çift kaşarlı tostumu afiyetle yedim ve altı senelik hayatımdaki bütün yaşanmışlıkları tak diye kafamdan sildim. Zihnimde hatıralarımın kayıtlı olduğu kasetleri yakarken pişman olma ihtimalimi hiç hesaba katmadım, öyle bir gözü karalık bendeki.
<p style="text-align: center;">CıZZzZ!</p>
Cızır cızır gürültü yapması yetmiyormuş gibi bir de beynime karıncalı görüntüler bırakan bu bıyıklı adamın kusuruna bakmayın, unutma sözü verirken kasetleri bir güzel hırpalamışım. Unutursam geçer... Belki!

Anne güvercinimin sıcak koynunda keyif çatarken maaile yaptığımız son pikniği hatırlıyorum:
Nihilist teyzem, beyaz atletiyle ızgara ateşi yelleyen eniştesini eleştirip aşk istesin ya da bekâr bir ölüm! Anneannem aşk arayan teyzeme birtakım tuhaf sözcüklerle kızadursun. Hangi güreş müsabakasını andığını tahmin edemeyeceğimiz dedem, asabi suskunluğunu hiç bozmasın. Huyu kurusun! Ailenin en güzel genlerini toplayıp hepimizin hakkını yiyen serseri dayım da yok galiba, kayboluşlarının haber değerinin kaldığı söylenemez. Annem, teyzeme “Nesi varmış eniştenin?” diye gücensin. “Enişte”nin hiçbir şeyi yok anne çünkü artık enişte yok.

İnci Büşra Aksak; kayıp ve ayrılıkların bıraktığı yaraları unutarak saracağına inanan haşarı bir kız çocuğunun gözünden büyülü bir evrene konuk ediyor bizi. Unutursam Geçer Belki, çocuk tarafınızı kıkırdatırken büyümek zorunda kalan yanınıza gözyaşartıcı damlalar armağan edecek.

<em>Evet, dünyaya gelmek çocukların annelerinden aldığı ilk tehdittir ve en az ıspanak yemeği kadar tat kaçırıcı bir eylemdir; üstelik ikisini de önünüze koyarken fikrinizi soran olmaz. Hepsi bitecek! Anladık, bitecek, başka çare mi var?</em>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şey Eksik Her Şey Tamam</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/her-sey-eksik-her-sey-tamam-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Aksak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 09:37:40 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=8957</guid>

					<description><![CDATA[Zaman akıp akıp giderken, gündelik telaşların içinde kaybolurken, bir şeylerden şikâyet edecek gibi olsak da şükretmeyi bilirken, mutluluğu paylaşıp paylaşıp artırırken, bir derdi üleştirip çareleşmek isterken, bardaklardaki çaylar boşalıp boşalıp dolarken, yaşamımızdan bir şeyler eksilse de şöyle bir etrafımıza bakıp kalbimizdeki huzuru hissederken, o eksiklikleri bazen aşkla bazen merhametle bazen de sabırla tamamlarken, ufacık şeylerin içinde bulduğumuz mutluluklarla yaşama tutunurken, tek başımıza olduğumuzu düşündüğümüzde dahi omzumuzdaki o eli hissederken, çaresizlikle yürümek yerine karşı kapıyı çalıp bir fincan da muhabbet isterken daha yaşanasıdır hayat. Çünkü yalnız olmadığını bilmek her daim ümit tohumları eker insanın yüreğine.

Nazenin Sokak sakinleri için günler tam da böyle geçiyordu. Kendi telaşlarında kaybolsalar bile bir arada olmanın verdiği güçle, eksilen ne varsa tamamlamaya gayret ediyorlardı.

<strong>İrem Yaşar</strong>’ın samimi ve sade üslubundan <strong>Her Şey Eksik Her Şey Tamam</strong>, unutulduğu sanılan incelikleri tekrar gün yüzüne çıkaracak; ruhunuzu samimi duyguların sıcaklığı, komşu olmanın verdiği taptaze güven hissiyle sarıp sarmalayacak.
<p style="text-align: center;"><strong><em>“Sanki bugün değil… Hatta bu yıl da değil… Nazenin Sokak’ta çoğu zaman filmlerin hâlâ siyah-beyaz olduğu dönemlerden kalma rüzgârlar esiyordu. Kaldırımlarında atılan her bir adım gurbetten yurda dönmek gibi, kaç mevsim sonra baba ocağına kavuşmak gibi, anne koynunda soluklanmak gibi hissettiriyordu. Toprağa basarak söylenen bir nağme yan komşuya, sokağın öbür ucuna hatta gökyüzündeki kuşlara bile rahatlıkla erişebiliyordu. Ruhlarını görünmez bir çeperle kaplayıp kimsenin yaklaşmasına izin vermeyen insanların aksine Nazenin Sokak’ta yaşayan herkes elinde duygu yüklü bir anı kutusu tutuyor, sabah kaçta uğrarsanız uğrayın ya da gece saat kaçta ararsanız arayın bu kutudan mutlaka kalbe dokunan bir şeyler döküp saçıyordu.”</em></strong></p>]]></description>
		
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her Şey Eksik Her Şey Tamam</title>
		<link>https://www.kusuratyayinlari.com/dukkan-yonlendir/her-sey-eksik-her-sey-tamam/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Büşra Aksak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Nov 2021 09:29:11 +0000</pubDate>
				<guid isPermaLink="false">https://www.kusuratyayinlari.com/?post_type=product&#038;p=8955</guid>

					<description><![CDATA[Zaman akıp akıp giderken, gündelik telaşların içinde kaybolurken, bir şeylerden şikâyet edecek gibi olsak da şükretmeyi bilirken, mutluluğu paylaşıp paylaşıp artırırken, bir derdi üleştirip çareleşmek isterken, bardaklardaki çaylar boşalıp boşalıp dolarken, yaşamımızdan bir şeyler eksilse de şöyle bir etrafımıza bakıp kalbimizdeki huzuru hissederken, o eksiklikleri bazen aşkla bazen merhametle bazen de sabırla tamamlarken, ufacık şeylerin içinde bulduğumuz mutluluklarla yaşama tutunurken, tek başımıza olduğumuzu düşündüğümüzde dahi omzumuzdaki o eli hissederken, çaresizlikle yürümek yerine karşı kapıyı çalıp bir fincan da muhabbet isterken daha yaşanasıdır hayat. Çünkü yalnız olmadığını bilmek her daim ümit tohumları eker insanın yüreğine.

Nazenin Sokak sakinleri için günler tam da böyle geçiyordu. Kendi telaşlarında kaybolsalar bile bir arada olmanın verdiği güçle, eksilen ne varsa tamamlamaya gayret ediyorlardı.

<strong>İrem Yaşar</strong>’ın samimi ve sade üslubundan <strong>Her Şey Eksik Her Şey Tamam</strong>, unutulduğu sanılan incelikleri tekrar gün yüzüne çıkaracak; ruhunuzu samimi duyguların sıcaklığı, komşu olmanın verdiği taptaze güven hissiyle sarıp sarmalayacak.
<p style="text-align: center;"><strong><em>“Sanki bugün değil… Hatta bu yıl da değil… Nazenin Sokak’ta çoğu zaman filmlerin hâlâ siyah-beyaz olduğu dönemlerden kalma rüzgârlar esiyordu. Kaldırımlarında atılan her bir adım gurbetten yurda dönmek gibi, kaç mevsim sonra baba ocağına kavuşmak gibi, anne koynunda soluklanmak gibi hissettiriyordu. Toprağa basarak söylenen bir nağme yan komşuya, sokağın öbür ucuna hatta gökyüzündeki kuşlara bile rahatlıkla erişebiliyordu. Ruhlarını görünmez bir çeperle kaplayıp kimsenin yaklaşmasına izin vermeyen insanların aksine Nazenin Sokak’ta yaşayan herkes elinde duygu yüklü bir anı kutusu tutuyor, sabah kaçta uğrarsanız uğrayın ya da gece saat kaçta ararsanız arayın bu kutudan mutlaka kalbe dokunan bir şeyler döküp saçıyordu.”</em></strong></p>]]></description>
		
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
